İç Kalite Göstergeleri

0%
*Bu yazı tahmini 14 dakika 49 saniye okuma süresine sahiptir.

  • Misyon ve Vizyon

    Türk Psikologlar Derneği Psikoloji Lisans Programları Akreditasyon Birimi (TPD PPAB), ülkemizdeki devlet ve vakıf üniversitelerindeki psikoloji lisans programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yaparak evrensel değerler ışığında Türkiye'de psikoloji eğitiminin kalitesinin yükseltilmesini ve daha nitelikli psikoloji lisans mezunlarının yetiştirilmesini sağlamayı misyon edinmektedir.

    TPD PPAB’ın misyonu ve değerleri doğrultusunda, ulusal ve uluslararası ortamlarda mensubu ve mezunu olmaktan övünç duyulan; vereceği nitelikli eğitimle psikolojinin ilerlemesine ve insanlık yararına kullanımına katkıda bulunacak kadroları yetiştirecek psikoloji lisans programlarının artmasını sağlamak ve bu bağlamda  gelişmekte olan üniversite psikoloji bölümlerine başarılı model sunmak ise TPD PPAB'ın vizyonu olarak önplana çıkmaktadır.

  • Gizlilik Etik Kurallar Beyanı

  • İç Kaliteye İlişkin Öne Çıkanlar

    TPD PPAB, süreçlerini kalitesini güvence altına almak ve geliştirmek için çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar dört temel başlık altında toplanabilir. Birinci olarak, potansiyel Değerlendirme Takımı üyelerine yönelik eğitimler ve bilgilendirme çalışmaları yapılmaktadır. Belirli aralıklarla yapılan bu eğitimlerde, akreditasyon sürecinin nasıl işlediğinin yanı sıra, yerinde ziyaret öncesi, esnası ve sonrasında Değerlendirme Takımı başkanı ve üyelerinin görev ve sorumlulukları ayrıntılı olarak aktarılmakta, değerlendirme sürecinde dikkat edilmesi gereken konular, kullanılan formlar ve sergilenmesi gereken tutum ve davranışlar konusunda bilgiler verilmektedir. Bu eğitimlerin materyallerine ayrıca web sayfamızdan erişmek mümkündür. Bu eğitimlerin yanı sıra, Değerlendirme Takımında görev almayı kabul eden tüm üyelere, görevlendirmeleriyle birlikte, DT görev ve sorumluluklarını ve yerinde ziyaret şablolunu içeren ayrıntılı bir dokuman olan Değerlendirme Kılavuzu yollanmakta ve dokumanın dikkatlice okunmasının önemi vurgulanmaktadır.

    İkinci olarak, değerlendirme takımı üyelerinin, yerinde ziyaret öncesi, esnası ve sonrasında sergiledikleri tutum ve davranışlar, süreç boyunca ilişki içinde oldukları tüm taraflarca (takım-içi ve değerlendirilen programın yöneticisi tarafından) değerlendirilmektedir (bkz. Değerlendirme Takım Üyelerinin Değerlendirilmesi Esasları ve Değerlendirme Formları). Değerlendirme takımı üyeleri için çok yönlü/çok kaynaklı yapılan bu değerlendirmelerin, temel bir kalite güvence göstergesi olarak TPD-PPAB akreditasyon değerlendirme sürecinin iyileştirmesi çalışmaları için önemli bir girdi oluşturması hedeflenmektedir. Tüm değerlendirmeler tamamlandıktan sonra, her bir DT üyesine, kendisi için yapılan değerlendirmelerin ortalaması,  varsa dikkat çekici olumlu ya da olumsuz noktalara da dikkat çekilerek, AÜK tarafından iletilmesi planlanmaktadır.

    Üçüncü olarak, bir iç kalite kontrol sistemi olarak, potansiyel Değerlendirme Takım üyelerine verilen eğitimlerin etkililiği değerlendirilecektir. Bu amaçla geliştirilen Değerlendirme Takımları Görev ve Sorumlulukları Eğitimi Değerlendirme Anketi'ne Belgeler sayfasından erişmek mümkündür. Bu anket aracılığı ile Değerlendirme Takımlarında görev alacak kişilere verilen eğitimlerin etkililiğini, katılımcılar perspektifinden, değerlendirmek mümkün olacak ve elde edilen geribildirimin eğitim içerik ve süreçlerinin iyileştirme çalışmalarında kullanılması mümkün olacaktır.

    Son olarak, DT üyeleri için yapılan değerlendirmelerin, AÜK tarafından DT üyeleri için bir kredibilite sisteminin geliştirilmesinde kullanılması planlanmaktadır. Bu sistem sayesinde, düşük değerlendirme alan ve iyileşme kaydetmeyen DT üyelerinin AÜK kararı ile değerlendirici havuzundan çıkarılması mümkün olacaktır.

    TPD PPAB tarafından yürütülen çalışmaların, yapılan akreditasyon değerlendirmelerinin, dolaylı ancak temel bir kalite göstergesi de TPD akredite edilen ve edilmeyen programlar arasındaki farktır.  2019 yılı itibarıyla 10 tanesi araştırma üniversitesi olan toplam 206 üniversite bulunmaktadır (bkz. https://www.blogarti.com/turkiyenin-universiteleri-ve-universite-sayisi.html). Bu üniversitelerin 70+’sında psikoloji lisans programı vardır. Var olan 85+ lisans programından sadece on ikisi (12) (altı devlet, altı vakıf üniversitesi bünyesinde olmak üzere) TPD PPAB tarafından akredite edilmiş bulunmaktadır. Aşağıdaki linkten erişilebilecek tablodan da görüleceği gibi akredite edilen lisans programlarının YKS taban puanlarının yüksekliği ve de programa en son sıradan giren öğrencilerin sıralamadaki yerleri, PPAB akreditasyon süreç ve kriterlerine yönelik dolaylı, ancak önemli bir iç kalite göstergesidir. Bir devlet üniversitesi bünyesinde bulunan ve TPD PPAB tarafından akredite edilen altı(6) lisans programından beşinin(5) araştırma üniversitelerinde olması da akreditasyon sürecinin bir diğer kalite göstergesi olarak yorumlanabilir. TPD PPAB, uzun vadede akreditasyona başvuran ve akredite edilen, akreditasyona başvurduğu halde akredite edilmeyen ve akteditasyona başvurmayan programların karşılaştırmalı istatistiklerini tutarak akreditasyonunun Türkiye’de psikoloji lisans eğitiminin kalitesine yaptığı katkıyı da takip edecektir. Bu katkı, dolaylı olmakla birlikte önemli bir iç kalite göstergesidir.

  • Tematik Analiz

    Psikoloji Programları Akreditasyon Biriminin akreditasyon faaliyetlerini yürüttüğü psikoloji lisans programlarının güçlü ve gelişmeye açık yönlerinin değerlendirilmesinde, Devlet üniversitelerindeki programlar ile vakıf üniversitelerindeki programlar arasında temel bazı farklılıklar olduğu dikkati çekmektedir. Bununla birlikte, her iki gruptaki (devlet ve vakıf) programlar kendi içlerinde birbirinden oldukça farklı özellikler taşımakta ve her programın kendine özgü güçlü ve gelişime açık yönleri olduğu görülmektedir. Tespit edilen temel bazı güçlü ve gelişime açık alanlar aşağıda özetlenmektedir.

    Güçlü Yönler

    1. Öğretim Elamanları Sayısı, Ders Yükü: Devlet üniversitelerindeki programlar/bölümler öğretim üyelerinin sayıları ve öğretim üyesi başına düşen ders yükü açısından, vakıf üniversiteleri bünyesindeki programlardan daha avantajlı görünmekte. Bununla birlikte son yıllarda devlet üniversitelerindeki öğrenci kontenjanı artışı, bu avantajı gölgelemekte.
    2. Öğretim Elemanları Nicelik, Nitelik: Devlet üniversitelerinin akademik kadroları nicelik ve nitelik açısından daha güçlü. Yarı zamanlı öğretim elemanlarının tam zamanlı öğretim elamanlara oranı, akreditasyon ölçütlerinde beklendiği gibi düşük.
    3. Müfredat: Devlet üniversitelerindeki psikoloji programlarında müfredatın daha kapsamlı, güçlü ve yerleşik olduğu görülmekte. Bu programlarda, psikolojinin farklı temel ve uygulama alanlarını temsil eden zorunlu ve seçmeli ders sayı ve çeşitliliği ile öğrenciye görece daha zengin bir müfredat sunulmakta.
    4. Program Çıktıları: Akreditasyon başvurusu yapan bütün Devlet ve vakıf üniversitelerindeki programlarda, program çıktıları ayrıntılı bir şekilde tanımlanmakta ve paylaşılmakta.
    5. Öğrenci Akademik Gelişimi-I: Devlet ve vakıf üniversitelerindeki programlarda öğrencilerin seminer, konferans ya da çalışma grupları gibi etkinliklere katılımları konusunda teşvik edildikleri, öğrenci kongrelerine bildiri ve poster sunumları ile katıldıkları ve bu çalışmalarına akademik destek aldıkları görülmekte.
    6. Öğrenci Akademik Gelişimi-II: Programların büyük bir çoğunluğunda her yıl ‘Psikoloji Günleri’ adı altında, geniş katılımlı bilimsel paylaşım faaliyetleri/kongreler düzenlenmekte. Bu etkinliklerin düzenlenmesinde Psikoloji Toplulukları aktif bir rol üstlenmekte ve öğrencilerin yürüttüğü bu faaliyetler Bölüm ve Üniversiteler tarafından desteklenmekte.
    7. Öğrenci Akademik Gelişimi-III: Özellikle bazı vakıf üniversitelerinde yeni gelen öğrenciler “Mentörlük Sistemi” çerçevesinde deneyimli öğrencilerle eşleştirilerek üniversiteye ve bölüme adaptasyonları sağlanmakta.
    8. İletişim, Erişim: Öğretim üyesi ve öğrenciler arasında iletişimin oldukça kuvvetli olduğu; öğrencilerin öğretim üyelerine ulaşma konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamadıkları gözlenmekte.
    9. Değişim Programları: Pek çok bölümde ERASMUS Programının başarıyla uygulandığı gözlenmekte.

    Gelişime Açık Yönler

    1. Öğretim Elamanı ve Destek Personel Nicelik ve Niteliği: Vakıf üniversitelerindeki psikoloji lisans programlarında, TPD PPAB akreditasyon ölçütlerinin öngördüğü asgari öğretim elemanı sayısının karşılanmasında ve nitelikli öğretim elemanlarının tutulmasında (kalıcı olmalarında) problemler yaşanmakta. Aynı şekilde vakıf üniversitelerinde yardımcı öğretim elemanı kadrolarının (ör. araşırma görevlilerinin) ve idari destek personelinin yeterli sayıda olmadığı gözlenmekte.
    2. Alt Yapı-I: Özellikle devlet üniversitelerinde genel olarak bölümlerin fiziksel alt yapısının çok yeterli olmadığı görülmekte. Örneğin, öğrenci sayısının fazlalığı nedeniyle sınıflar oldukça kalabalık. İki ya da üç öğretim üyesinin aynı odayı paylaşmak zorunda kaldığı pek çok bölüm mevcut.
    3. Alt Yapı-II: Genel laboratuvar, aynalı gözlem odası ve bilgisayar destekli sınıf gibi olanakların yeterli olmadığı bölümler mevcut.
    4. Artan Kontenjanlar: Hem devlet hem de vakıf üniversitelerde öğrenci kontenjanlarındaki kontrol edilemez artış nedeniyle, öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı, akreditasyon kriterlerinde öngörüldüğünün çok üzerine çıkabilmekte. Öğrenci sayılarındaki bu artış ayrıca öğrenci akademik gelişiminin önemli bir ayağı olan “akademik danışmanlık” hizmetinin kalitesini de düşürmekte.
    5. Staj: Birçok lisans programında “zorunlu staj” bulunmakla birlikte, öğrenciler staj yeri bulma konusunda bazı sıkıntılar yaşamakta. Giderek yaygınlaşan, “ücretli staj” olayı (öğrencilerin staj yaptıkları kuruma para ödeme yapmaları durumu), stajın ticari bir faaliyete dönüşmesine ve amacından uzaklaşmasına neden olmakta. Bu problemin ortaya çıkmasında, öğrenci sayılarında ve psikoloji bölümü sayısındaki (80+) dramatik artışın önemli bir rol oynadığı söylenebilir.
    6. Ders Yükü: Özellikle vakıf üniversitelerinde, çoğu akademik kariyerlerinin başlarında olan öğretim üyelerinin, ders saatlerinin çok fazla olduğu görülmekte. Bu ders yüküne lisans üstü öğrenci danışmanlıkları da eklenince, öğretim üyelerinin araştırma faaliyetlerini gerçekleştirebilecekleri zaman ciddi şekilde kısıtlanmakta. Bu sorun öğrenci sayılarındaki kısıtlama ve yeni öğretim elemanı alımıyla çözülebilir.
    7. Ulusal Yayın: Eğitim dili İngilizce olan bazı programlardaki öğretim üyelerinin yaptıkları ulusal nitelikteki yayınların (bilimsel makale, kitap, kitap bölümü) yeterli sayıda olmadığı görülmekte.
    8. Müfredat: Bazı programlarda, alan dışı seçmeli ders sayısının az olduğu görülmekte.
    9. Öğrenci Niteliğindeki Varyasyon: Vakıf üniversitelerinde, Bölüme kabul edilen öğrenciler arasındaki giriş puanı farklılıklarının (Burslu ve Ücretli) eğitim kalitesini olumsuz yönde etkilediği vurgulanmakta.
    10. Paydaş Katılımı: Hem Devlet hem de vakıf üniversitelerinde, program geliştirme ve iyileştirme faaliyetlerin başlangıç safhasında olduğu ve özellikle mezun paydaşların katkı ve katılımının yeterli düzeyde olmadığı görülmekte.

* OECD ülkelerinin üniversite mezunlarının dakika başına okuyabildiği kelime sayısı baz alınmıştır.